*

Saçma bir hayatın şeffaf cehenemindeyim,camdan duygu ve düşüncelerim çok müsait kırılmaya.

-

Ruhumun öfkelenipte bulutlandığı günlerden kalma bu karanlık düşecekmi hep gözlerime,güneş açmayacak mı hiç yüzüme?
-Bana yardım edin.

-

Ruhlar paramparçayken bedenler bir bütünse anlamı yokmuş aşkın.

-

Canımın her yanışında 'gitmeyi senden öğrendim'.
Bulanık hayatımın en net yerinde bile her şey,halusinasyon!

-

Mutlu sonlar olur hikayem,ben mutlu olamam.
-Hiperleşiyorum.

-

Sonrası sonrasız olan sonraların sonrasızlıklarını iyi bilirim ben..

-

Ölüm doluyor gözlerim,akıyor bir yaş misali yanaklarımdan.

-

Nedir ki bu gerçek kelimesinin anlamı? Ger ve çek bütün mutlulukları,at atabildiğin kadar uzağa.Dönemesinler geri..
Bir insanın hiçbirşey olabilmesi için,herşeyin olması gerekiyormuş meğerse..

-

Kendimden kaçabilmek için,tüneller kazıyorum ruhuma.Acil çıkışlara kapadığım kapılarımı zorluyorum..
Ve gerisi meçhul bir acı..

-

Bugün hiç utanmıyorum artık.
Yarı aralık hüzün perdeleri dikiliyor.
Rengi solmuş akşam vedaları..
Bir yanım aksa,diğer yanım karanlık.

Akşamdan alırım dercesine,ölüm tutamları,
Ve kim ölse benim içimde,açılır mezarı.


Bugün hiç ıslanmıyorum artık.
Derimi sen yolmuşsun etimden..
Süblimleşen bir kaya gibiyim,
Biterim kan kokan hırıltılı nefeslerden.
Ezik gözyaşı güllerim vardır benim.
Kim ağlarsa onun gözlerinde çürüyen.


Bugün hiç titremiyorum artık.
Bir çağ bitip,yenisi başlıyor benim için.
Kaleme alınan anlar gibi sonsuzum ufuklara.
Ve bir melekle dönüyorum,kefensiz dünyaya.
Tenin dilediğin kadar kararsın,bebeğim!
Sen sadece gözlerindeki ışığı sakla bana..
Dün üniversite 1 öğrencisi ama aslında 21 yaşında olan sevgili abim Spastika'ya kopya hazırladık sevgili bilog.
Bana kopya hazırlatırken kendisi bilgisayarda,msn'de takıldı sevgili bilog.Şikayetçiyim sevgili bilog!

-

Kürtaj yaptırıyorum duygularıma.
Onların can çekişmesi çok hoşuna gidiyor düşüncelerimin.-Doğmamış duygulara,oksimoron düşünceler.-
 Teşekkürler hayat.
Cehennemin dibine kadar nefret ediyorum senden.

Yalnızlık;

Bir fahişenin,hayatı bir piç gibi ortada bırakmasıdır,yalnızlık.
Ve yalnızlık yalnızlıktır işte..

.

Poliamori yaşıyordu kadın.
Ve leş gibi aşk kokuyordu,gebe kaldığı hayallerini doğruyordu.Olmayan tanrım,o sancıda neyin nesiydi?Kanlar içinde,kocaman hayaller.Hepsinden farklı çığlıklar seramonisi..Yaşamdan çok uzak,uzak umutlarda yaşam..Peki ne kadar anlamlıydı sukut-ü hayallere gebe kalmak?

İnsan kendi hayallerine gebe kalırmı?
-Hayallerin sana tecavüz ederse evet.

Muhtemelen tanrı yok ve ben keyfime bakabilirim.

-

Hayallerin soğuk bedenlerine sarılıyorum.
Biraz daha üşüyorum,biraz daha morarıyor dudaklarım,ve biraz daha diriliyorum.

Oysaki çok masumdu hayat,ben O'na gözlerimi açtığımda.

Bu aralar acayip sanatsal bir yüzüm var.
Dolap çizikleri,tırnak izleri falan.
Çok sanatsal yani,anlatamam.

Ve sen; O sigaranın dumanı kadar zehirlerken beni,aldırmadan çektim içime seni,soludum o dumanı yine sensizliğe sardım sigaramı,sakladım..

-

Hayat seni siker ve sen sadece inlersin.
Kutsal bir fahişe gibi,daha ne kadar sikilebilirizki hayat tarafından!


Yazık sevgili Tanrı.Bizede,sanada yazık.

-


En sinir olduğum şey geldi başıma.Alevkadın&kardanadam yazısı başka bir sitede,üstelik başka birisine ait olarak yazılmış.Neden insanlar bu kadar saygısız olurlarki.Bu kadar basit değil,yazılanlar,duygular,düşünceler.Ama insanlar çok basitleşmiş evet.

Öyle işte,sinir oldum sadece.
Sonradan edit:Silinmiş lan,oley!Şey,şikayet etmiştimde.

Alevkadın&Kardanadam

Ben alev kadın.Sense kardanadam.Dışardasın,karlar yağıyor üstüne.Daha da çok şişmanlaşıyorsun kardanadam.Zeytinden gözlerin,parlamaz artık.Havuçtan burnun uzamiş biraz.Peki ya dudakların?Bir kaç zeytin parçasından "mutluymuş havası" veren düşünceler.Mutlu sanıyorlar seni kardanadam.Üşümezsin sanıyorlar, üstündeki kıyafetlerden.Eriyorsun sen aşkından.Ben alev kadın,yaklaşamıyorum sana aşkımdan.Gelemiyoruz yanyana kardanadam.Ben uzaktan izliyorum seni..Korkuyorum alevlerimden saçılan ateşler üstüne gelecek diye.Yanyanayız şimdi kardanadam.Tam öpücekken ben seni,damlalar damlıyor üstünden.Akıyorlar bana çarpıp düşüyorlar yere.Gözlerinden akan "sular"kardanadam...Sen su olacaksın.Öleceksin kardanadam!Biz yanyana geldik."imkansız aşkı" başardık.Eriyorsun..aşkından..yok olacaksın su olacaksın kardanadam...Ama bende ölücem.Sen eriyip "su" olduğun zaman.O suyla yokedecekler beni kardanadam.Benim seni erittiğim gibi..Beni söndürecekler kardanadam..


Hoşçakal kardanadam.
Sönüyorum farkında olmadan.
Karlar yağıyor üstüme,
Sensizlik başlıyor kardanadam!

-

Hayat daha ne kadar acıtabilirki;
Mutluluklarımızın ve acılarımızın bakireliğini daha ne kadar alabilirki?

-

Aşk geçiyor dağınık yalnızlığımdan,
Lime lime oluncaya kadar hayat.

-

Tozlu raflara kaldırılmış eski fotoğraflar gibi;
Hayat arada bir bizimde tozumuzu alsa keşke.

Hiçbirşeyi olmayan hayat bile..

İstanbul oluyor her tarafım.Bedenim,ruhum..O kadar karışıkki,içimin ağlayanıda var gülenide ve kalabalık sokaklarıda.Yağmurlar yağıyor,elektirklerde gidiyor arada. 
Gözlerime sis düşüyor.Takılıpta düşüyorum düşüncelerim gibi.Gözlerim kapalı dinliyorum hayatı..Boğuşmalar,sesler,çığlıklar,hıçkırıklar,alaylı gülüşler..Kalabalıklaşan yalnızlık.En sevdiğim gözyaşlarımı akıtıyorum,en sevdiğim şarkıyı dinliyor,en sevdiğim yalnızlığımı geçiriyorum sırtıma.Kırık bir bardak ve ucuz bir şarap,kaybetmek için kendimi..Ucuz şaraplara pahalı muamelesi yapıyorum.Sövdüğüm karanlıkla dans ediyorum.Gözlerim kapalı dinliyorum işte hayatı.. 
Hiç birşeyi olmayan hayat bile birşeyleri paylaşmaya razı benimle,hiç bir şeyi olmayan hayat bile birşeyler paylaşıyor benimle.Üstelik siz bu kadar aç gözlüyken.

                                                                                                           Morpheus.

İyki doğdun maritimus!


Dün,meleğimin,herşeyimin doğumgünüydü.Doğumgünlerini çok saçma bulurum kanımca.Ama dün yazamadım.Yazmak istediğim çok şey var,hem kuzenim,hem kardeşim..Herşey işte.Sadece 1 tanecik mesaj attık Nes'le anlaşıp,yarın sabahın 6'sında evine gidip basıcaz O'nu!Dün falan paso mesaj atıyor,garibim,yalnız hissetti kendini sanırım.Hiç birine cevap vermedik,bugün derste bir mesaj geldi   "Kardeşim napıyorsun?" diye."Sanane" dedim,"Hö?" dedi.Cevap vermedim.Çağrı falan attı.Ama bilmiyorki yarın onu mükkemel bir sürpriz bekliyor.Şaşıracak biliyorum.Lan birde Nikon 12 mp'lik bir makina almışlar kıza,kıskançlığımdan çatlamadım çünkü o onun değil,bizim.Hemen sahiplendim makinaya hahah.Ayrıca,kızgınımda O'na,ağzından girip burnundan çıkartıcam onu! İyki doğdun maritimus!

Spastika vs Morpheus.

Yine Spastika'nın ağzından ekşi sözlüğe aktarılmış,bi salaklığımı paylaşmak istiyorum.

"Küçük kardeş içinde tutamadığı espri yapma ateşiyle yanıp tutuştuğu zamanlarda havadan sudan duyduğu esprileri gelip benimle paylaşma hevesi içinde dolanırken bi gün şöyle bi paylaşımda bulundu;
-abi?
+he
-geçen gün bi taksi durdurdum (!) hala dönüyo..
+ee?
-abi işte anlasana geçen bi taksi durdurdum hala dönüyo.(gülüyo ve gülmemi bekliyo tabi bu arada)
+yok anlamadım, anlatsana.(pek sallamaz bi haldeyim)
-ya abi işte taksiyi durdurdum, hala dönüyo yaa..(hala aynı tavırda gülerek, sırıtarak)
+bak akıllı(!) kardeşim o espri öle değil, şöle böle...
şeklinde izah ettim (neden bilmiyorum)
+hı öyle mi tamam..
dedi ve gitti...
Ertesi gün akşam yemek yicez geldi;
-abi?
+he
-dünkü espri var ya ..
+ee?
-abi ben onu şimdi anladım hebede höbödö...
+!?(dumur)"
aslında dicek pekbirşey yok sanırım bana..



Hayatla,doğruluk cesaretlilik oynadım.

Bugün doğruluk-cesaretlilik oynadım hayatla;

Her doğruluğu seçişimde,yalan oldu hayatım..
Çok soru sordu hayat bana,cevap veremedim..Zordu çünkü,korktum cesaretlilik diyemedim."yaşamamı" isteyebilirdi hayat benden,yapamazdım..

Hayatın kollarına bıraktım kendimi.
Ama hayatın ellerini bırakmadım..


Gizli özne.

Ben kendimi ararken cümlelerde,seni bulmuşum gizli öznelerde..
Sen beni ararken devrik cümlelerde,kelimelerde..engeller koymuşsun hep,önüne..


Gelen geçen,gören giden telefonuma takıyor.
Hayır yani,sadece balkondan düştü,olamaz mı?

Bir delinin eline telefon geçerse bal gibide olur ahah.


Küççükken;

-Ne zaman arabayla bir yere gitsek,arabada müzik çalardı,bende o cd'nin içinde adam var,durmadan şarkı söyler sanardım,hatta susmuyor mu hiç diyede sorardım.
-Birde abim,gece dolunay olduğunda,vampir olduğunu söylerdi bana,eğer onun dediklerini yapmazsam,yemekle tehdit ederdi.Bende hep ona hizmet etmek zorunda kalırdım.
-Abim,beni hastahanede karıştırdıklarını,aslında bu aileye ait olmadığımı da söylerdi,hep ağlardım.Bi köşeye çekilip "Siz meni sevmiyosunuz,ben haştanede kayıştım " derdim.
-Birde,abimle aynı okullarda okuduk,beni odasına hiç almıyordu,hep kavga ediyorduk , ben küçükken,gidip rehberlik hocasına "abim beni odasına almıyor,hep dövüyor,canımı yakıyor,annemlere söyleyemiyorum" diye sallamıştım.Rehberlik hocası ailemi çağırmıştı.O günden sonra abim beni hep odasına aldı ahah.

Ben aptalmıydım,aptalmı doğmuştum,bilmiyorum =D



Mutlu sonlar olur hikayem,ben mutlu olamam..

Güneşim olsan bile ısıtamazsın artık sen beni.Yağmur olup yağ istediğin kadar.Birikir ve sel olursun sen anca.Savaşmam vücudumdaki  ölüm hücreleriyle ben.Birbirimize sormadan verdiğimiz cevapların soruları bile yok ortada.Hesabı ne bu ilişkinin? Kârın ne senin? 1-2 gram fazla sevgi mi? 2-4 gram az biraz nefret mi?Mutlu musun gerçekten.Nefretimle itilmekten? Bu soruyu soruyorum sana ama sen susuyorsun.Nefretimle büyüyorsun.Mutlusun.Gülüyorsun,benim nefretimle susuyorsun çünkü.Bende susuyorum sen susuyorsun diye.Ölüm hücreleri çoğalıyor kalbimde.Acı çekiyorum biraz.Sevgi hücrelerimle ölüm hücrelerim arasında bir savaş başlıyor.Mikroplar kalbime dağlıyor ve depresif bir enfeksiyon kapıyor kalbim.Kapıyorum kalbimin kapılarını acil çıkışlara,sırf sen gitme diye.Kalbimde bir rüzgar estikçe gidiyorsun sen en dibe.Hiç gitmek istemediğin bir yere sürüklüyor rüzgarım seni.Bu bile korkuturken seni..Fırtınam başlıyor aniden.En dibe vuruyorsun.Şişenin dibine vurur gibi.Sarhoşsun.Yalnızlığa ilk biz kavuştuk,ne güzel sevgilim!Cehennemin dibine kadar seviyorum seni! 

Daha kaç ilaç gerek bana?
Açtığın yaraları unutmama?


Ruhuma sinmiş,kokusu.

Leş gibi aşk kokuyorum.

Renk cümbüşü gibi..

Hayatımda izlediğim en mükkemel videolardan biri bu olsa gerek,ve dinlediğim en mükkemel şarkı.Divane Aşık Gibi'yi hiç bu kadar mükkemel bir şekilde dinlememiştim.Hem izleyip,hem dinlemek çok daha zevkli.İnsanın acayip hoşuna gidiyor.Dün geceden beri dinliyorum,aralıksız hemde.
Ps. Bilge'nin tipine,sesine,söyleyişine zıplıcam,acayip seviyorum onu.
Ve Emir Yaşar'ın seside acayip mükkemel,böyle buğulu gibi,çok hoşuma gittin!
Can şengün acayip tarz bir adammış!
Özgür Kankaynar da acayip farklı,acayip kaliteli.Nede olsa Kurban'dan bir parça..
Emeklerine sağlık,seslerinede.. Müthiş olmuş,evet.

Sonradan edit:Tanışarock'ta Kurban varmış,Omg!

Hayatın ibne olduğunun anlaşıldığı anlar Vol.3

Hayat gerçekten çok adaletsiz davranıyor,Tanrı oynuyor.Zarlar ondaymışçasına..Ne kadar garip değil mi?
Ölüceğimizi bile bile yaşıyoruz ve bu lanet oyunun bir parçası oluyoruz istesekte,istemesekte.Bu hayatın tam ortasında yaşıyoruz,Hani bazen şöyle düşünüyorum ben.The sims var bilir herkes.Biz o simleriz işte,Tanrı'da oynatıyor bizi..Ölüm acayip acı birşey,gölgen gibi dolaşıyor peşinde,seni pençelemeye heran hazırmışçasına..İşte diyorum,bugünde bi ölüm haberi daha.. Acayip kızdım Tanrı'ya! Bu haksızlık,adaletsizlik,bencillik! Ben böyle bi hayatın parçası olmak istemiyorum.Ne böyle bir hayatın,nede diğer türlü bir hayatın.Zaten cennette burası cehennemde.İnsan kaybettikçe yaşamak istemiyor.Yalnızlığımı giydim üstüme,çaresiz ölümü bekliyorum sanki.Gerçek olan tekşey ölüm mü yani? Bu kadar saçma sapan bir hayatı yaşamak ne kadar anlamlı olabilirki? Anlayamıyorum,kafa yoruyorum ama beynim almıyor.Anlamak istemiyorum değil..Tanrı gerçekten çok acımasız,tanrı gerçekten bencil ve Tanrı gerçekten kayboluyor.En azından benim için,içimde olan sevgiler köreliyor O'nun yüzünden..İsyan değil,nefret değil.Ama sevgi de değil..Bu kadar basit olmamalıydı hayat.Sadece zor gibi görünüyor.Değil ama.. 
Sabah gayet mutlu bir şekilde uyandım.Kahvaltımı yaptım,kahvemi içtim,resim çizdim,almak istediğim makinaya baktım ve benim olacağı için gülümsedim.Annem uyandı,en sevdiğim insan abim uyandığımda uyku sersemi birşekilde karşıma dikildi.Sonra babam,sonra anneannem..Hep birlikte kahvaltı yaptık,sonra mutluluk içeren bir resim çizmek istedi canım.Karakalem olsun dedim.Ama içinde mutluluk olsun.Siyahta olabilir,ama depresif olmasın dedim.Telefonum çaldı sonra,arayan Nes'ti..Telefonu "kankaaaaaaağğğğ" diye açtım.Hıçkırıklar duydum,derin derin nefes alışlar duydum,konuşamadım sustum,"ölmüş" dedi..sustum sormadım kim diye,hıçkırmaya devam etti.." ölmüş..ölmüş.hakan abi ö..ö..ölmüş ezgi " ve bende hıçkırmaya başladım..Sonra onun sesini duyamadım..Ordamısın demek istemedi canım,hiç konuşmadan telefonu kapadım..Abimin odasına koştum,yine uyuyordu.."Abi kalk,abi Hakan abi ölmüş..abi duydun mu,abi uyan.." ağlayarak devam ettim.."Siktir git,sabah sabah böyle şakamı olur,gerizekalı..kapıyı dışardan kapa çıkgit."diye dırdır etti.Kapadım kapıyı dışardan,anneme gittim.. "Saçmalama,Hakan ölür mü hiç? Git ezgi.. yapma.." dediler.Sonra odama gittim..Özge'yi aradım..Ağlayarak "Özge ölmüş,duydun mu ölmüş " dedim..O'da şoktaydı..Çok önceden duymuş olmalıydı..Nes'ten..Ama o ağlamıyordu,inanmıyordu sanki..Soğukkanlıydı evet..Sonra konuştuk işte.."Size geliyorum ben,çok bunaldım iyi değilim" dedi.."Gel hadi,anı yaşayalım..Düşünme,düşünmek 2 cevap arasında kalmak demek,düşünmeyelim.." dedim..Sonra "Dışarı çıkmak istemiyorum,ya ölürsem..Araba falan çarpar belki,ölmek istemiyorum" dedi.."Gelme o zaman,ölmeni istemiyorum" dedim..Gülşah abla,Hakan abinin karısı..O'na ağlıyordum..İkisinin fotoğraflarını açıp işkence ettim kendime..Gülşah abla fotoğrafların altına " hiç gitme yanımdan,meleklerin sözü var " yazmıştı..Tanrım dedim,bu kadar acımasız olamazsın sen.Bu kadar bencil ve ruhsuz..Sonra döndüm Özge'ye,bundan sonra düşünmücem,2-3 karar arasında kalmıcam ve aklıma gelen ilk şeyi yapıcam..Ve belki birazdan ölebilirim.Ve sen belki şimdi ölebilirsin.Kader dediğin şey Tanrı'nın ellerindeyse eğer,ben o kaderi yaşamak istemiyorum.İnsan kaderini kendi belirler,bunu yapmak istiyorum.Çünkü daha dün Hakan abi,masmavi gözleriyle "Naber fıstık,nasılsın?" diyordu bana..Kendimi hiç büyümücek gibi hissediyordum..Sonra,Gülşah ablanın bitmeyen çığlıklarını yanında olamasamda duydum..Çok acıydı..Hakan abi arabanın camından fırlayarak ve arabanın altında kalarak ölürken,yanındaki çocuğun burnu bile kanamamıştı..İlginç değilmi sizce?Tanrı'nın oyunlarından biri değil mi..Tanrı bu kadar acımasızken,hayat niye bu kadar ibne olmasın ki?
Üstelik,9 sene çıkıp,9 senenin sonunda evlenip,evleneli daha 1 sene olmamışken,kocasını kaybeden bir kadın için,yaşamak ne kadar mükkemmel olabilirki sevgili Tanrı? İyi bir mazeretin olmalı,olmalı.. 

 Şimdi bende,gidip P.s I Love You filmini izleyip işkence edicem kendime..

Sonra yine nefret edicem hayattan..

-

Tanrı'nın oyuncaklarıyız,evcilik oynuyor bizimle.

Allahım,tek çıkma lan nolurrğ.

Lq  (Z) »»»:    
*32 dişin varmıki seniinnnn:V
Morpheus.:    
*Bilmem saymadımki hiç :V
*30 olsun bari :V
.(@)    Lq  (Z) »»»:    
*bi gün merak edip say dişlerini tamam mı :V
Morpheus.:    
*Tamam bi gün merak edip dişlerimi sayarım :V
.(@)    Lq  (Z) »»»:    
*:V tek mi çift mi gelir acaba:D
Morpheus.:    
*Bilmem :V
.(@)    Lq  (Z) »»»:    
*tek gelirse seni seviyorum, çift gelirse seni çok seviyorum o zaman bro:V kardeşimm benimm:V
Morpheus.:    
*tek gelirse çok sevmiceksin yanii
*offf :(
*tek gelirse gidip diş yaptırırım bak. :(
.(@)    Lq  (Z) »»»:    
*süperdi bu:D
*tamam
*ama daha ucuz bi yöntem var
*1 dişini çekersin
*:V


Harbiden sayıcam dişimi,çift çıkar umarım .


Türksel şarj aleti.

Evet,abime gidip "ağbii annem türksel şarj aleti istiyor lan" diyen salak benim.
Beynime koyiim.

Sonradan edit: Spastika tarafından ekşi sözlüğe aktarılan türksel şarj aleti olayıda şöyle;
Bir yaz aksamı kücük kardes niclecnutre'ı rahatsız eder.  
-Nicle, annem soruyo da turkcell şarj aleti var mı sende?
+Cık, avea kullanıyorum ben(bkz: bozuntuya vermemek).


Kardes, "anne nicle avea kullanıyomuş olur mu?" diyerek odadan çıkar ve tüm ev halkını koparır. 
beni rezil ettin,öküzcan.. 

Sinirlendim.

-Arkadaşlar gördüğünüz gibi,gittiğiniz yerlerde,girdiğiniz ortamlarda fiziksel özürlü vatandaşlarımız olabiliyor..blablablabla..
F:Hocam mesela sınıftada var birtane bkz: Melis beyinden özürlü!(ahuahuahuahauha )

Morpheus: Fiziksel diyor gerizekalı,zihinsel değil.

Hani kıl ediyorlar bazen.O laf girmişse eğer sana,çıkmasın bir daha.Melis kimdir onuda bilemem ama,acayip kıl oldum.Hatta Tarkan'dan "kıl oldum ağbiğğğ" şarkısını açıp dinlicem!


Zeminle öpüşüyor düşüncelerim.
Bir günde takılıpta düşmeyiverin!

.

Ayrılık üstü hüzünlerim var benim,
Yalnızlık senfonisi söylerler,duyar mısın?
Beni geçen Özge insanı aradı.-Ev telefonundan-.

-Alo evdemisin? Napıyorsun ? Gelicek misin?
-Hayır kanka evde değilim,gidicem şimdi..
-Ha tamam o zaman eve gidince çaldır bi.

Aradan 2 dk geçmeden,ev telefonu çalar;

-Ya iyide evden aradım ben seni oğlum!
-Ahahahahahah
-Nasıl yani lan?
-Ahahahahah.
Öyle işte.

Benim içimde,O'nun içindi.

Ne kadar kaldı ellerinde hüzün..
Kac parçaydı sanki yüzün..
Gözlerin yorgun,bir sonbahar gibi..
Yağmurlu biraz,arkasında güneşler açmıs sanki,

Kirpiklerinden süzülüyor kış..
Aslında saçlarının rengi sonbahar..
Bedeninse yaz, kurumuş biraz..

Dibi yosun tutmuş ayrılıkları sevemem hiç.. bilirsin..
Dibi yosun tutmuş şaraplarıda..
Kırmızı renkli,şaraplar..sonbahar rengi saçların..
İçtiğim her kadehinde adının izi,
Biraz tadın kalmış sanki dudaklarımda ayrılığın ismi..
Yüzümde,bir sonbahar,güçsüz,yorgun ve bitkin..
Hiç sordun mu kendine..
'Gündüzsüz geçen akşamların sabahları,' nasıl geçecek diye..
Baktın mı hiç nemli gözlerle gecelere..
Hiç yaşanmadı sayalım,bitsin bu işkence..

Boşver, biraz daha sonbaharlaşma..
Ağlama daha fazla,
Damlama,buharlaşma biraz daha..
Söyle sanki ne kadar yalnız kaldın,
Bensiz geçen senelerde..
Boşver zaten, ruhum bambaşka bir bedende..
Sen sonbahardın,ben yağan yağmurun..
Farkında olmadan ıslattım..

Sokaklarını,şehrini,gözlerini..
Arkama bakmadan yürüdüm,yağan yağmurlarla.. 

Buharlaştım zaman zaman..
Damla oldum aktım gözlerimden..
Ben giderim,sen kal boşver..
Herşey böylede güzel..
Yabancı acı değilsin boşver,
Hatıraların tekrar üzer,anılar ölmüşken ne farkeder boşver!

Boş gözlerinle süzme beni,istemiyorum..
Dibinde yosun kalmış ayrılıkları sevmiyorum..
Kadehler kadarsın sen..
İçilmeyi bekleyen..
Kanıma girip zehirlemek istiyorsun,sonra sarhoş etmek..
Seni sevmediğimi söylediğim zaman beni dinleme..
Aynı galakside benide sevme..
Tıka kulaklarını bir an olsun sustur beni..
Ruhunun gezdiği aşikar peşimde.

Bırak,artık tanrıyı dinleme, sarılmayı kes ona..
Saçlarında tanrının elleri yerine benim ellerim var,üstünde gitmişliğin kokusu..
Tanrı seni dinlemiyor artık sus..
Ağlayayım karşında,bana inanan gözler varmıs gibi yapayım.. - mı ?
Nefretini kus bana, beni sev sonra sonsuza kadar nefret et benden..
Ama sadece 1 kez olsun sev beni..
Birkez olsun gözlerinle dokun gözlerime..
Hayır,inanmıcam sana yine,inanıyor gibi bakmayacak gözlerim..
Aklımdasın her solukta fakat,
Isıtmıyorsunda her soğukta beni..
Görseydin,o anki gerçek halimi..

Boşver önemi yok artık,
Bu son gece bu son gün bugün..
Bu son herşey son.. bu son gün..
Yarım kalanlara rağmen..
Anlayamazsın sen..
Ruhumun öfkelenipte bulutlandığı günleri,
Hatırlayamazsın sen.. ağladığım günleri..
Boşver artık bu son satırlar,
Son kez duydum sesini,konusamadım affet..
Ama zor artık herşey,tekrar yıkmak duvarlarımı.
İstemem artık,
Beni ilk defa sarhoş eden çocuk,
Düşünmedin mi hiç sabaha nasıl uyanıcam ben..
Başım mı çatlıyacak,kalbm mi kırılacak sesin çınladıkça kulaklarımda..
Aydınlanacak mı bu oda, yine görüncekmi gözyaşlarım..
Karanlık doğacak mı gözlerime..güneş açmıcak mı hiç yüzüme?
Boşver sen hatırlama hiç zaten..
Güzel anılarla an herşeyi..
Bi gün bulursun "gerçek" sevgiyi ve
Belki 1 gün özlersin..
Gittiğin kadar dönersin belki..

Tabu.

Aklıma geldi acayip güldüm ahah.
Geçen yaz tabu oynuyoruz saat gecenin 3'ü falan.19 kişiyiz.Plajda.Neyse herkes böyle bir gülüşme moduna falan girdi.Sıra karşı grupta,çıkan kelime: BEYİN.

Polka:Sende olupta bende olmayan ne var Naaaz!
N:Beyiiiiiin!
Polka&Grup: ahuahuahauhauhahuahuha.
Evet,ben çok güldüm.
P.s:İşin komik yanı,Naz'ın anında cevap vermesi.Neyse,öptüm sizi ahah.

Hayatın ne kadar ibne olduğunun anlaşıldığı anlar Vol.2

Aklından neler geçtiğini okuyamazsın ama ruhunda sert bir rüzgar eser,gözlerinde bir iki damla gözyaşı akmak için sıraya girer,silecek kimse yoktur.Bilgisayar başında malmal oturursun,müzik dinlersin..müzik yalnızlığına yalnızlık katar,sevdikdiklerin güneşin doğduğu yerlerdedirler,sense yağmurun yağdığı hüzünlü günlerde,hiçbirşey yapmak gelmez içinden..Ağlarsın,işte o zaman gözyaşlarından baska hiçbirşey olmadığını anlarsın yanında,telefonuna bakarsın,ne mesaj vardır ne çağrı.ödemeli attığında "Aranılan abone redetti" cevabını bile özlersin.. Sonra,beyaz bomboş bir kağıt alırsın eline,duygularını,düşüncelerini,nefretini,ve gözyaşlarını dökersin akıtırsın kusarsın kağıda.. Sonra saklarsın kimseler okumasın diye,genelde geceleri anlarsın yalnız olduğunu,gün bitmiştir.güneş batmıştır,seni aydınlatan güneş ışığı değil sadece bilgisayarın ekranından gelen ışıktır..
 

Sorarsın kendine 'kim ulan bu hayatın şartellerini attıran ?' diye ama cevap bulamazsın.Neyse öyle işte düd.

Hayatın ne kadar ibne olduğunun anlaşıldığı anlar;

Ruhunun bulutlanıp ağlamasına sebep olan şeylerdir.
Obsesyon düşünceler içinde yok olursunuz,ne istediğinizi bilmezsiniz,bitkinsinizdir,okul ev arası volta atarsınız durmadan,gülen insanları görürsünüz,mutlu olanları,mutluluk elinde olupta mutlu olmayanları görürsünüz bide, o anda hayatın ne kadar hötöröf olduğunu anlarsınız işte..sokak lambalarından başka aydınlatan hiçbirşey yoktur sizi,ağlarsınız,yağmurun yağmasını dilersiniz,gözyaşlarınızın gözükmemesi için.. ama yağmaz..güneşin doğmasını dilersiniz,güneş batmıştır çoktan.Üşürsünüz..Aklınıza gelen cevapların sorularınıda bulamazsınız.Yalnız kalmışsınızdır,hayatı suçlarken zamanı unutmussunuzdur.Söversiniz,olmak istemediğiniz hayatın tam ortasında şartelleriniz atmıştır ve karanlık kaldırımlarda oturduğunuzu sanarsınız, gülüyor gibi yapıp ölmüyor gibi yaparsınız,ruhunuz sıkıntıdan bedeninize sığmaz,içinizdeki siyahları beyazlarla boyamaya çalışırken taşırırsınız,mutluluklarınız içinizdeki yokuşu aşamaz,Tanrı gözyaşlarınızı bulut yapar hep.Ve söker annenizin gökyüzüne ördüğü güneşi..Ve;
Hayat o kadar acımasızdırki kıyamaz size..Sizi rüya sandığınız bu şeyden uyandırmaz..
.İşte o zaman "keşke hayat bu kadar etobur olmasaydı" dersiniz..
O'da nah çeker size,aval aval bakarsınız,kalırsınız öyle,bok gibi ortada..

Buda hayat aforizmaları işte ahah.

Gülüyor gibi yapıyorum,birazda ölmüyor gibi .
Sabah saat 12'de evden çıkıp dershaneye gitmek için durağa gittiğim ve 98i yerine 89i ye binip aksaraya gittiğim gün en ama yaşadığım en dumur olaydır.İşin garibide,89iye binip aksaraya gidiyorum,insan hiç bakmaz mı lan? 
Bakırköy'ü geçtiğini farketmezmi? Sonra üstüne,teyzenin tekine gidip, "teyze pardon Bakırköy son durak değilmi? " dediğim ve teyzeden "Evladım bu Aksaray otobüsü yabancımısın sen burda?" diye cevap aldığım, "Teyzeciğim  ben buralara geleli 1 ay olmadı,Türkiye de yaşamıyordum ben ya " diye çevirdiğim gün.. sonra tabi kaybolarak,araştırarak Bakırköy'e geri dönmüşümdür.ayrıca Matematik dersindende yırtmış olmanın mutluluğunu anlatamam.. Ayrıca şoföre sorduğumda, -"Pardon ben Bakırköy'e gidicektim,yanlış binmişim burdan bakırıköye nasıl dönücem acaba?"-  herif öküz gibi gülmüştü duy beni şoför ; hötöröfün tekisin!


Bi insan 5 defa 98i diye 89i'ye biner mi?
Evet ben bu durumda insan değilim!
kldsjlkjlkdfj.

" Ağlamak için özlemek yetiyorsa,gülmek için unutmak. "
hıhı evet.